2026 Dislipidemi Kılavuzu: 10 Önemli Nokta

2026 Dislipidemi Kılavuzu: 10 Önemli Nokta
2026 Amerikan Kardiyoloji Koleji/Amerikan Kalp Derneği (ACC/AHA) Dislipidemi Kılavuzu, 2018 yılında yayımlanan kolesterol yönetimi kılavuzunun yerini alıyor. Yeni kılavuz, yalnızca düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterole (LDL-C) değil; trigliseridler (TG), remnant lipoproteinler ve lipoprotein(a) [Lp(a)] gibi diğer aterojenik lipoproteinlere de daha fazla önem veriyor.
Kılavuzda ayrıca kardiyovasküler risk değerlendirmesindeki yeni yaklaşımlar, yeni lipid düşürücü tedaviler ve özel hasta gruplarına yönelik öneriler güncelleniyor.
1. Dislipidemi daha erken dönemde ele alınmalı
Kılavuzun en önemli mesajlarından biri, aterojenik lipoproteinlere yaşam boyu maruziyeti azaltmak için dislipideminin daha erken tanınması ve tedavi edilmesi.
Özellikle genç erişkinlerde:
-
Ailevi hiperkolesterolemi (FH),
-
düşük yoğunluklu lipoprotein kolesterol (LDL-C) düzeyinin ≥160 mg/dL olması,
-
erken yaşta ortaya çıkan aterosklerotik kardiyovasküler hastalık (ASCVD) açısından güçlü aile öyküsü
varlığında tedavi daha erken gündeme alınmalı.
Klinik mesaj: Kardiyovasküler risk yalnızca mevcut 10 yıllık risk üzerinden değil, hastanın yaşam boyu aterojenik lipoprotein maruziyeti üzerinden de değerlendirilmelidir.
2. Kardiyovasküler risk değerlendirmesinde PREVENT-ASCVD
Primer korunmada risk değerlendirmesi için PREVENT-ASCVD denklemi daha önemli bir konuma geliyor.
Bilinen aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı olmayan, 30–79 yaş arasındaki ve LDL-C düzeyi 70–189 mg/dL olan erişkinlerde kardiyovasküler risk değerlendirmesinde kullanılabilir.
Risk kategorileri genel olarak:
-
<%3: düşük risk
-
%3–<%5: sınırda risk
-
%5–<%10: orta risk
-
≥%10: yüksek risk
şeklinde değerlendiriliyor.
Bu yaklaşım, lipid tedavisi başlanması veya yoğunlaştırılması konusunda klinik karar vermeye yardımcı oluyor.
3. Lipoprotein(a) en az bir kez ölçülmeli
Yeni kılavuzun dikkat çekici önerilerinden biri lipoprotein(a) [Lp(a)] ölçümünün yaygınlaştırılması.
Lp(a), aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riski açısından bağımsız bir risk faktörüdür. Kılavuz, her erişkinde yaşam boyunca en az bir kez Lp(a) ölçülmesini öneriyor.
≥125 nmol/L veya ≥50 mg/dL değerleri yüksek Lp(a) düzeyi olarak kabul ediliyor. Daha yüksek düzeylerde kardiyovasküler riskin daha belirgin şekilde arttığı bildiriliyor.
Klinik mesaj: LDL-C hedefte olsa bile yüksek Lp(a), hastanın toplam aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riskinin daha yüksek olduğunu gösterebilir.
4. Apolipoprotein B (ApoB), LDL-C ile birlikte düşünülmeli
LDL-C, kandaki LDL partiküllerinin taşıdığı kolesterol miktarını gösterirken apolipoprotein B (ApoB) aterojenik lipoprotein partiküllerinin sayısı hakkında bilgi verir.
Özellikle:
-
trigliseridlerin ≥150 mg/dL olması,
-
diyabet,
-
kardiyovasküler-böbrek-metabolik (CKM) sendrom,
-
aterosklerotik kardiyovasküler hastalık
gibi durumlarda LDL-C ile ApoB arasında uyumsuzluk görülebilir.
Örneğin LDL-C hedefe ulaşmış olsa bile ApoB yüksek kalıyorsa, hastada devam eden aterojenik partikül yükü söz konusu olabilir.
Klinik mesaj: Özellikle metabolik riskin yüksek olduğu hastalarda yalnızca LDL-C değerine bakmak yeterli olmayabilir.
5. Koroner arter kalsiyum skoru tedavi kararını destekleyebilir
Tedavi başlanması konusunda kararın belirsiz olduğu hastalarda koroner arter kalsiyum skoru (CAC) riskin yeniden sınıflandırılmasına yardımcı olabilir.
Özellikle sınırda veya orta kardiyovasküler risk taşıyan hastalarda CAC skoru, lipid düşürücü tedavi kararını destekleyen önemli bir araçtır.
Bu yaklaşım, özellikle hastanın statin tedavisi konusunda kararsız olduğu durumlarda klinik karar vermeyi kolaylaştırabilir.
6. Aterosklerotik kardiyovasküler hastalıkta LDL-C hedefleri daha düşük
Klinik aterosklerotik kardiyovasküler hastalığı bulunan çok yüksek riskli hastalarda tedavi hedefleri oldukça düşük tutuluyor.
Önerilen hedefler:
-
LDL-C <55 mg/dL
-
non-HDL-C <85 mg/dL
Tedavide maksimum tolere edilen statin dozu temel yaklaşım olmaya devam ederken, gerektiğinde ezetimib, proprotein konvertaz subtilisin/kexin tip 9 (PCSK9) inhibitörleri veya bempedoik asit gibi non-statin tedaviler eklenebilir.
Klinik mesaj: Sekonder korunmada yalnızca statin başlanması değil, hastanın belirlenen LDL-C hedefine ulaşıp ulaşmadığı da değerlendirilmelidir.
7. LDL-C ≥190 mg/dL olan hastalarda ailevi hiperkolesterolemi düşünülmeli
LDL-C ≥190 mg/dL, özellikle ailesel hiperkolesterolemi açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir bulgudur.
Maksimum tolere edilen statin tedavisine rağmen hedefe ulaşılamıyorsa ezetimib, PCSK9 inhibitörleri ve/veya bempedoik asit gibi ek tedaviler gündeme gelebilir.
Ailevi hiperkolesterolemi düşünülen hastalarda aile taraması ve uygun hastalarda genetik değerlendirme önem taşır.
8. Çocuk ve adölesanlarda ailevi hiperkolesterolemi için genetik test
Yeni kılavuz, klinik olarak ailevi hiperkolesterolemi düşündüren çocuk ve adölesanlarda panel bazlı genetik testin kullanılabileceğini belirtiyor.
Genetik test;
açısından yararlı olabilir.
Klinik mesaj: Çocukluk çağındaki belirgin LDL-C yüksekliği yalnızca yaşam tarzı açısından değerlendirilmemeli; uygun hastalarda kalıtsal lipid bozuklukları araştırılmalıdır.
9. Hipertrigliseridemide yalnızca TG değerine odaklanılmamalı
Persistan trigliserid yüksekliği olan hastalarda hem aterosklerotik kardiyovasküler hastalık riski hem de çok yüksek TG düzeylerinde akut pankreatit riski dikkate alınmalıdır.
Özellikle TG düzeyi ≥500 mg/dL olduğunda pankreatit riskini azaltmaya yönelik yaklaşım önem kazanırken, TG yüksekliği 150–999 mg/dL arasında olan kardiyovasküler hastalık riski yüksek bireylerde öncelikle LDL-C düşürücü tedavinin optimize edilmesi öneriliyor.
Klinik mesaj: Hipertrigliseridemi yönetiminde önce ikincil nedenler araştırılmalı, kardiyovasküler risk değerlendirilmeli ve LDL-C tedavisi optimize edilmelidir.
10. Tedavinin başarısı yalnızca “statin kullanıyor mu?” sorusuyla değerlendirilmemeli
Statinler primer korunmada temel farmakolojik tedavi olmaya devam ediyor. Ancak maksimum tolere edilen statin tedavisine rağmen LDL-C hedeflerine ulaşılamayan hastalarda non-statin tedavilerin kullanımı önem kazanıyor.
Statin ilişkili kas semptomları yaşayan hastalarda ise tedavi tamamen bırakılmadan önce:
-
sekonder nedenlerin dışlanması,
-
farklı bir statin denenmesi,
-
daha düşük veya alternatif dozlama stratejilerinin değerlendirilmesi,
-
uygun hastalarda ezetimib veya bempedoik asit gibi non-statin tedavilerin kullanılması
gündeme gelebilir.
Klinik Pratik İçin Özet
2026 Dislipidemi Kılavuzu'nun temel mesajı, LDL-C'yi düşürmenin ötesine geçmektir.
Hekim açısından pratik yaklaşım şu şekilde özetlenebilir:
Risk değerlendir → LDL-C'yi ölç → Lp(a)'yı en az bir kez değerlendir → uygun hastada ApoB ve CAC kullan → tedavi hedefini belirle → maksimum tolere edilen statini başla/optimize et → hedefe ulaşamıyorsa non-statin tedaviyi düşün.
Özellikle ailevi hiperkolesterolemi, yüksek Lp(a), LDL-C ≥190 mg/dL, diyabet, kronik böbrek hastalığı, aterosklerotik kardiyovasküler hastalık ve persistan hipertrigliseridemi bulunan hastalarda daha kapsamlı risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
Akılda Kalması Gerekenler
Lp(a): Her erişkinde en az bir kez
ApoB: LDL-C ile uyumsuz riskte değerli
CAC: Tedavi kararsızlığında risk sınıflamasına yardımcı
LDL-C <55 mg/dL: Çok yüksek riskli aterosklerotik kardiyovasküler hastalıkta hedef
LDL-C ≥190 mg/dL: Ailevi hiperkolesterolemi açısından değerlendir
Çocuk + ailevi hiperkolesterolemi fenotipi: Genetik test düşünülebilir
TG ≥500 mg/dL: Pankreatit riski açısından dikkat
Tedavi: Statin temel yaklaşım; hedefe ulaşılamıyorsa non-statin tedaviler gündeme gelir.
Kaynak: https://www.jacc.org/doi/10.1016/j.jacc.2025.11.016